Küresel Bülten
Küresel Bülten Editörü
Her yıl milyonlarca genç aylarca, hatta yıllarca emek vererek YKS’ye hazırlanıyor. Ancak sınavdan çıkan sonuç her zaman verilen emeği yansıtmayabiliyor. Beklenenden düşük bir puan, öğrenci için yalnızca akademik bir hayal kırıklığı değil; aynı zamanda kimlik, yeterlilik ve gelecek algısını da sarsabilen güçlü bir yaşantıya dönüşebiliyor.
Haberlerimizi Google’da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin Türkiye’de sınavların yalnızca bir eğitim basamağı değil, çoğu zaman 'hayatı belirleyen eşik' olarak görülmesi bu yükü daha da artırıyor. Bu nedenle sınav sonrası en kritik dönemde öğrencinin yanında olacak kişiler ailesi oluyor. Ebeveynlerin birkaç gün içinde sergileyeceği tutum, bazen yıllarca unutulmayacak izler bırakabiliyor. İlk gün çözüm değil, duygu günüdür. Sınav sonucu açıklandıktan sonraki ilk saatlerde öğrenciler genellikle şu duygular arasında gidip gelir:• Hayal kırıklığı• Öfke• Suçluluk• Utanç• Gelecek kaygısı• Çevreye karşı mahcubiyetBu nedenle ilk gün yapılması gereken “Ne yapacağız?” sorusunu sormak değil, “Şu an ne hissediyorsun?” sorusunu sorabilmektir. Birçok aile iyi niyetle hemen tercihleri, mezuna kalmayı ya da alternatifleri konuşmaya başlıyor. Oysa yoğun duygular yaşanırken beynin sağlıklı karar verme kapasitesi de azalır. Önce duygu düzenlenmeli, sonra plan yapılmalıdır. ÇOCUĞUNUZU YARGILAMAYINBaşarısızlık hissi yaşayan öğrencilerin önemli bir kısmı zaten kendilerini sert biçimde eleştiriyor. Bu nedenle aileden gelecek şu cümleler yükü katlayabilir:• Sana demiştim• Bu kadar çalışmanın sonucu bu mu?• Telefonu elinden bıraksaydın böyle olmazdı• Biz senin için neler yaptıkBu ifadeler motivasyon sağlamaz. Aksine öğrencide;• Yetersizlik• Değersizlik• Aileyi hayal kırıklığına uğratma duygusunu artırır.Unutulmamalıdır ki çocuk sınav sonucundan önce kendi beklentisini kaybetmiştir. Ailenin görevi buna ikinci bir hayal kırıklığı eklemek değildir.KARŞILAŞTIRMA EN GÖRÜLMEZ YARADIRTürkiye’de sınav sonrası en sık yapılan hatalardan biri kıyaslamadır.• Kuzenin kazandı• Arkadaşın senden yüksek yaptı• Okulunda herkes bir yerlere yerleştiKarşılaştırma başarı üretmez. Karşılaştırma yalnızca kişinin kendi değerini başkalarının sonucu üzerinden değerlendirmesine neden olur. Psikoloji araştırmaları gösteriyor ki sürekli sosyal karşılaştırmaya maruz kalan gençlerde;• Benlik saygısı düşüyor• Kaygı artıyor• Depresif belirtiler güçleniyor• Yeni denemeler için motivasyon azalıyor BAŞARI İLE ÇOCUĞUN DEĞERİNİ BİRBİRİNE KARIŞTIRMAYINSınav sonucu yalnızca akademik performansı gösterir. İnsanın değerini göstermez. Ne yazık ki birçok genç şu mesajı alıyor: ”Kazandıysan başarılı bir evlatsın, kazanamadıysan bizi hayal kırıklığına uğrattın.” Oysa çocukların ihtiyaç duyduğu mesaj şudur:” Sonucun ne olursa olsun bizim için değerlisin.” Bu cümle yalnızca duygusal destek değildir .Aynı zamanda psikolojik dayanıklılığı artıran en güçlü koruyucu faktörlerden biridir.Bazı öğrenciler sonucu öğrendiğinde odasına kapanabilir. Konuşmak istemeyebilir. Ağlayabilir. Sessizleşebilir. Bu durum her zaman psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bazı insanlar hayal kırıklığını önce yalnız yaşayarak düzenler.Ailelerin sürekli;• Konuş• Niye konuşmuyorsun?• Bir şey söyle şeklindeki ısrarı bazen tam tersi etki oluşturabilir. Onun yerine; “Ne zaman konuşmak istersen yanındayım” demek çoğu zaman çok daha güven vericidir. Tek bir sınav sonucundan hareketle;• Tembelsin• Sorumsuzsun• Disiplinsizsin• Senden olmazgibi etiketlemeler yapılmamalıdır. Davranış eleştirilebilir. Ancak kişilik etiketlenmemelidir. Çünkü gençler zamanla kendilerine söylenen sıfatları kimliklerinin bir parçası haline getirebilirler.İLK HAFTA BÜYÜK KARARLAR VERMEYİNSonuç açıklandıktan hemen sonra;• Mezuna kalma• Şehir değiştirme• Bölüm değiştirme• Özel üniversite• Yurt dışı gibi önemli kararlar aceleyle verilmemelidir. Yoğun stres altında verilen kararlar daha sonra pişmanlık yaratabilir. Önce duygular yatışmalı, ardından gerçekçi seçenekler birlikte değerlendirilmelidir. “BİR YIL KAYBETTİN” DEMEYİNBelki de en zararlı cümlelerden biri budur.Oysa yaşam gelişimsel bir yolculuktur. Bir yıl;• Yeni beceriler kazanmak• Kendini tanımak• Daha doğru hedef belirlemek• Psikolojik olarak güçlenmek için de kullanılabilir.Bazen en başarılı görünen yollar, ilk denemede değil ikinci ya da üçüncü denemede şekillenir.SOSYAL MEDYAYA KARŞI DİKKATLİ OLUNSonuçların açıklandığı günlerde sosyal medya; derece yapan öğrenciler, kutlamalar, başarı hikâyeleri ile doluyor. Ancak insanlar çoğunlukla yalnızca başarılarını paylaşırlar. Hayal kırıklıkları görünmez. Bu nedenle öğrencilere şu hatırlatma yapılmalıdır: Sosyal medya, gerçeğin tamamını göstermez. Kendi yaşamınızı başkalarının vitriniyle kıyaslamayın. Ne zaman profesyonel destek alınmalı?Hayal kırıklığı yaşamak doğaldır. Ancak aşağıdaki belirtiler iki haftadan uzun sürüyor veya giderek artıyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek alınması önemlidir:• Sürekli umutsuzluk• Gün boyu ağlama• Kendini tamamen değersiz hissetme• Uyku ve iştahta ciddi bozulmalar• Günlük yaşamdan tamamen çekilme• Kendine zarar verme düşünceleri• 'Artık yaşamak istemiyorum' gibi ifadelerBu belirtiler 'moral bozukluğu' olarak görülmemeli, ciddiyetle ele alınmalıdır.Yıllar sonra birçok genç sınav sonucunu tam olarak hatırlamaz. Ama sınav sonucunu öğrendiği gün anne ve babasının kendisine nasıl davrandığını unutmaz. Belki de bu nedenle bugün sorulması gereken en önemli soru şudur: "Çocuğum bu günü yıllar sonra nasıl hatırlayacak?” Çünkü bazı aileler çocuklarının puanını yükseltemez; ama o puan karşısında gösterdikleri tutumla çocuklarının psikolojik dayanıklılığını, öz güvenini ve geleceğe yeniden umutla bakabilme gücünü artırabilirler. Ve bazen bir gencin hayatını değiştiren şey, aldığı puan değil; o puanı öğrendiği gün duyduğu şu cümledir:“Biz seni sonucunla değil, sen olduğun için seviyoruz. Bundan sonrasını birlikte planlarız.” DOÇ.DR. BEGÜM SATICI KİMDİR?Doç. Dr. Begüm Satıcı, Yıldız Teknik Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’nda öğretim üyesidir. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde tamamlamış; yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık alanında sırasıyla Anadolu Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yaşandırdi. Akademik çalışmalarını travma, psikolojik iyi oluş ve danışmanlık süreçleri üzerine yoğunlaştıran Doç. Dr. Satıcı’nın, 30’un üzerinde SSCI makalesi ve yaklaşık 4 bin atıfı bulunuyor. Ulusal ve uluslararası projelerde yürütücü ve araştırmacı olarak görev aldı.Akademik çalışmalarının yanı sıra bireysel, çift ve grup danışmanlıkları yürütüyor. EMDR Avrupa Akredite Terapisti olan Doç. Dr. Begüm Satıcı, klinik uygulamalarına ve EMDR alanındaki eğitim çalışmalarına aktif olarak devam ediyor.
Reklam
Etiketler
Paylaş
Bu haber bağımsız gazetecilik ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Hata veya eksiklik için düzeltme talep edin.



